Transparent White Star

Playlist

8 Ekim 2015 Perşembe

Yorum : İstanbulcunun Sandığı


Başlık: İstanbulcunun Sandığı
Yazar: İskender Pala
Yayınevi: Kapı Yayınları
Sayfa: 189

Merhaba kitap kurtları.  Çooook uzun bir aradan sonra nihayetinde bilgisayarımın başına oturup yorum yazabiliyorum. Bu kitabın fotoğrafını çekeli belki de 3 ay oldu, düşünün taaa 3 ay öncesinde ben kitabı bitirip yorum yazmaya bile niyetlenmişim. Aslında bu kadar ara sonrasında bir kitaba yorum yazmayı çok sağlıklı bulmasam da bu kitabın yorumu blog'da olmadan olmaz dedim ve kısa da olsa bahsetmeye karar verdim. 

Bu kitaba hayranlığımın birçok sebebi var; sebeplerin arasında öncelikle yazarı geliyor yani ben İskender Pala kitabı okumayınca bu üslubu özleyenlerdenim o yüzden kitabın ilk sayfasını okumaya başladığımda derin bir huzur kapladı içimi. Sonrasıysa kapak tasarımı ki bence İskender Pala kitapları arasında en iyi kapak tasarımlarından biri ve son olarak da kitabın konusu. İstanbulda doğup büyümenin verdiği bir merak mı yoksa tarihe olan aşkımdan dolayı mı bilmem, ben İstanbul sokaklarında gezerken her zaman eskileri düşünüp Osmanlı'nın bu sokaklarda nasıl yaşadığını hayal etmeye çalışırım ve bu kitap beni o sokaklara götürdü. Her bir noktasının tarih koktuğu güzel İstanbul'u daha iyi anlamamı sağladı. Herşey var bu kitapta yani tek bir konu üzerine gitmemiş.Haliçten Kağıthaneden de bahsetmiş İstanbulun ayyaşlarını da anlatmış. Bütün bölümleri ben pür dikkat okudum ve çok şey öğrendim. Ama en çok 2 bölümü çok sevdim. Biri Hatıra-ı İstanbul. Bu bölümde benim en çok üzüldüğüm konuya değinmiş yazar. Kitaptan aldığım bu paragraf ne demek istediğimi açıklayacaktır.

Zaman ile yarışan çılgın bir kentleşme azgınlığı. Eski İstanbul'dan alıp götüren köşkü, yalıyı, sarayı ve silip süpüren binlerce zarif hatırayı... Yazık... çok yazık.... Bu şehrin şekli bir faninin kalbinden daha çabuk değişiyor... Yazık... çok yazık ...İstanbul'un artık gül mü örtelim üstüne ; hüzün mü?
 İstikbal mi ağlasın halimize, yoksa dün mü?

2. en beğendiğim nokta ise en son bölüm yani yazarın İstanbul'a gelişinin ilk gününü anlatması. Kendisi için İstanbul'un ne demek olduğunu anlatmiştır ve inanılmaz keyifle okuduğum bir bölümdür. Ben bu kitabı çok beğendim ve çok fazla not almama rağmen hatırlayamadığım şeyler olucağı için  tekrar okumayı kesinlikle düşünüyorum.

Bugün İstanbul benim için ekmek kadar, fikir kadar, iman kadar azizdir. Her bir rengi, her bir deseni, her bir tavrı ve edasıyla şehr-i azizdir. Yahya Kemal konuşur gibi;

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul 
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiç bir yer
Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Satın almak için tık tık...
                                         
                                                 Bibliomaniacs Puanı:

                                                   



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme