Transparent White Star

Playlist

25 Aralık 2015 Cuma

Yorum: Hadula


Başlık: Hadula
Yazar: Aleksandros Papadiamantis
Sayfa: 168
Yayınevi: JAGUAR


Yeni bir Jaguar kitabı... Yeni keşfettiğim bu yayınevinin özellikle! kapak tasarımlarına bayılıyorum. Kitaplarının hepsinin bana hitap etmediğini fark ettim ama tasarımlar bir harika. Sırf kapak tasarımları için bile bu kitapları alabilirim.

Hadula'nın konusunu okuyunca kitabı çok merak etmiştim hatta bir arkadaşımla bakıyorduk -ki bu kitabın sahibi de o-, siparişlerimiz arasında belki de en merak ettiğimiz kitap buydu. O kitabı okuyunca ne düşünür bilemesem de açıkçası ben biraz hayal kırıklığına uğradım. Sıcak bir hikaye beklerken kendimi korku filminin içerisinde buldum ^^ 

Aslında korkmak değil de, sıkıntılı bir şekilde okuduğum bir kitap oldu. Asıl kahraman biraz psikolojisi bozuk bir karakterdi ve her ne kadar anlatımdan kaynaklı olaylar çok büyükmüş gibi gözükmese de insanın kanını donduracak cinstendi bence. 

Ama sonuç olarak benim için farklı bir serüven olduğunu söyleyebilirim, en azından Yunan edebiyatı da okumadım demem... 

Keyifli okumalar...


Bibliomaniacs Puanı:


18 Aralık 2015 Cuma

Top 5 Cuma: Popüler Olmayan Kitaplar

Yine bir 'uzun zamandır ... yapmıyordum' girişiyle karşınızdayım. Ama evet, uzun zamandır Top 5 listesi yayınlamıyordum, okuduğum kitapların hepsine de yorum yapamadığımı fark edince hazır Cuma günü gelmişken bu fırsatı değerlendireyim dedim. Bu listede yayınlayacağım kitapların adını hemen herkesin duyduğu birçok kitaptan çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bazı kitaplara haksızlık ediliyor, edilmesin.

#1 - Nagazaki (Eric Faye)



Bu kitaba bir blog'da rastladım ve o zaman aklıma okumayı koydum. Sonunda aldım ve aynı hafta içinde kitap elden ele dolandı, okumayan kalmadı ^^ Ve ben dahil herkes de çok beğendi. Yazarın kalemi çok güçlü değil ama hikayenin şimdiye kadar okuduklarımdan çok farklı olması beni oldukça etkiledi. Gerçek bir olaydan esinlenilerek yazıldığını duyduğumda bu kitabı çok seveceğimi biliyordum zaten. Sizlere de bu kitabı okumanızı öneririm, korkmayın sevmeseniz bile zaman kaybı olmayacaktır zira kitap incecik.

#2 - Hızlandıkça Azalıyorum (Kjersti Skomsvold)



Hızlandıkça Azalıyorum'u bir youtuber'ın videosunda görür görmez alıp okumak istemiştim. Açıkçası çevirisini bulmuş olmama hala şaşırıyorum ama artık alıştım Jaguar'ın bu güzelliklerine. Kitap güzeldi, hikaye değişikti ama beklentimin biraz altında çıktı diyebilirim o da ben kitabı okumak için bekledikçe beklentimi arttırmışım, kitabın yapacak bir şeyi yoktu ^^

#3 - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Stefan Zweig)



Stefan Zweig aşkımdan bahsetmeyeceğim... Ama yazarın çoğu kitabının pek bilinmemesine üzülüyorum. Her seferinde birine kendisinden bahsederken 'hani var ya, Satranç'ın yazarı' demekten gına geldi, oturun okuyun şu adamın kitaplarını! lütfen... ^^

#4 - Uzun Hikaye (Mustafa Kutlu) 



Mustafa Kutlu'nun da hak ettiği yerde olduğunu düşünmüyorum. Tamam kitaplarını seven güzel bir kesim var ama bence bu kitaplar herkese hitap eder. Bu kitabı belki filmi çekildiği için biliniyordur ama çoğu kişinin okuduğunu zannetmiyorum. Benden naçizane bir tavsiye: okuyun, mutlaka!

#5 - Uçabileceğini Hayal Eden Tavuk (Sun-Mi Hwang)



Ve benim en sevdiğim kitaplardan biri... Hayvan Çiftliği siyah ise bu kitap kapağı gibi beyaz. Allegorik hikayeleri seviyorsanız bu kitaba bayılacaksınız, ayrıntılı yorumum zaten blog'da mevcut ama ben bir kez daha söyleyeyim, bu kitabı okuduktan sonra bir pişmanlığınız olmayacaktır -Orwel'daki mükemmeliyeti beklemediğiniz müddetçe- ...


Keyifli okurlar...


17 Aralık 2015 Perşembe

Yorum: The Murders in the Rue Morgue and Other Tales (Edgar Allan Poe)



Başlık: The Murders in the Rue Morgue and Other Tales
Yazar: Edgar Allan Poe
Sayfa: 320
Yayınevi: Penguin Publishing

Bu kitabı alalı ne kadar zaman geçti inanın hatırlamıyorum. Biliyorum bunu çok söylüyorum ama.. ^^ En azından geç de olsa hepsini bir şekilde bitiriyorum. Neyse konumuza dönelim.

Poe'yu üniversite yıllarımda tanımış ve çok sevmiş, bütün hikayelerini okumak için de Penguen yayınlarından çıkan bu harika ötesi kapak tasarımı olan kitabı almıştım. Ara ara birkaç hikayeyi okumuş olsam da kitabın tümünü 1 ay kadar önce bitirebildim.

Sanırım derste hikayeleri incelediğimizden o zaman her şey çok daha netti ama böyle bir başıma okuyunca yazar beni biraz zorladı. Dilinin ağır olduğunu zaten biliyorum ama verilenin ardında yatan mesajları tam anlamıyla çıkartabildiğimi kesinlikle düşünmüyorum. Yani kitabı orijinalinde okuyarak yazara biraz haksızlık etmiş olabilirim. Ama kitabın kendisine dayanamadım, ne yapabilirim. 

Bunun dışında Poe'nun tarzı zaten belli, seven herkese de -okumamışlarsa- bütün hikayelerini okumalarını öneririm. İngilizce'ye hakimseniz orijinalini alın ama değilseniz Türkçe okumanızı tavsiye ederim.

Keyifli okumalar...

Bibliomaniacs Puanı:


13 Aralık 2015 Pazar

Yorum: Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat


Başlık: Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
Yazar: Stefan Zweig
Sayfa: 71
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Stefan Zweig'i ne kadar çok sevdiğimi sanıyorum defalarca dile getirdim. Bu yüzden bu konuya ayrıca değinmeyeceğim merak etmeyin. 

Yazar olay örgüsü  basit ama anlatımı yoğun olan kitapları yazmayı seviyor sanırım. Beni de bu yanı çekiyor zaten. Bu kitabı da aynı tarzdaydı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu adlı kitabını okuduysanız bu da o tarzda bir kitap ama tabi burada işlenen duygular çok başka. Her ne kadar basit bir olay anlatılıyor olsa da ben her bir cümleyi hayranlıkla okudum. Kumar oynayan bir adamın el hareketleri ile ilgili cümleler okumak size ne kadar heyecan verici gelir bilemiyorum ama ben sanki anlatılan şey çok daha heyecanlı bir şeymiş gibi okudum kitabı. Kısacık da bir kitap zaten, sıkılmaya zaman yok. Cümleler de akıcı, daha ne olsun.

Daha fazla uzatmaya gerek yok sanırım, zaten burada daha çok Zweig kitabı göreceksiniz o yüzden şimdiden sizi sıkmanın manası yok ^^ 

Keyifli okumalar...

Bibliomaniacs Puanı:




5 Aralık 2015 Cumartesi

Yorum: Başka Zaman Kütüphaneleri (Zoran Zivkovic)


Başlık: Başka Zaman Kütüphaneleri
Yazar: Zoran Zivkovic
Sayfa: 192
Yayınevi: Zepros Yayıncılık


Ve sonunda eski tempoma döndüm! Ne mutlu bana ^^ 
Tabi bunda okumak için hep ince kitapları seçmiş olmamın payı büyük ama kime ne !

Başka Zaman Kütüphaneleri bir şekilde birbirine bağlı 6 farklı hikayeyi konu alıyor. Bu hikayelerin hepsi de kitaplarla, kütüphanelerle vs. ilgili. Bir kitabın konusu kitaplar oldu mu o kitabı daha okumaya başlamadan çok sevdiğimi hissederim ben. Bunun için de böyle oldu. 

Daha önce herhangi bir Zoran Zivkovic kitabı okumamıştım, açıkçası kendisinin adını bile duymamıştım. Bu güzel kitap ile kendisini tanımış oldum ama açıkçası daha sonra başka bir kitabını okumayı pek düşünmüyorum. Kitabın konusu farklı ve güzeldi ama anlatım olarak beni çok da kendine hayran bırakmadı. Başka bir kitabının konusu da böyle ilgimi çeker mi bilmiyorum. 

Yine de kocaman puntolarla yazılmış bu incecik kitabı kitapları seven herkese öneriyorum. Kapak tasarımının güzelliği de cabası...

Kitabı satın almak için tık tık. (Şu anda idefix'ten bu kitabı alırsanız kargo bedava!)

Bibliomaniacs Puanı:



30 Kasım 2015 Pazartesi

Kasım Ayı Kitap Alışverişi - 2015



Çok uzun zamandır ne doğru düzgün kitap okuyabiliyordum ne de kitap satın alıyordum. Yavaş yavaş eski tempoma döndüğümü fark edince bu ay yaptığım kitap alışverişini de paylaşmak istedim. Umarım çok kısa bir süre içerisinde buradaki tüm kitapları okuyup yorum yazacağım. Zaten fark etmişseniz hepsi ince kitaplar, okuması çok zaman almaz diye düşünüyorum ^^ 


Nagazaki - Eric Faye : Nagazaki'de yaşayan Shimura-san'ın evindeki yiyeceklerin kaybolmasını fark etmesiyle başlayan ve bu olayı evine yerleştirdiği kamerayla çözmeye çalışmasını konu edinen bu kitabın şimdiden yarısını okudum. Hikaye gerçek bir olaydan esinlenilerek yazılmış. Anlatımı ve olayın gizemi benim çok hoşuma gitti. Kitabı bitirdiğimde de aksini düşüneceğimi zannetmiyorum ama bekleyip görelim...

Hızlandıkça Azalıyorum - Kjersti Skomsvold : Daha önce sevdiğim booktuber'lardan bahsetmiştim. İşte onlardan biri olan Jen Campbell'in bir videosunda bu kitaptan bahsettiğini duymuş ve kitabı çok merak etmiştim. Kitabın İngilizce'sini acaba idefix'te bulabilir miyim diye kara kara düşünürken yazarın adını arama kutusuna yazdım ki ne göreyim! Türkçe'si canım Jaguar Yayınları'ndan çıkmış. Tabi başlangıçta inanamadım bir kaç defa kontrol ettim ama gerçekmiş. Jaguar Yayınları'na hayranlığım bir kat daha arttı tabi bu olaydan sonra. Yani yakında yayın evinin diğer kitaplarını blogumda sıklıkla görebilirsiniz ^^ 

Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat - Stefan Zweig : Yazara olan hayranlığımı artık siz de öğrenmişsinizdir. Kendisinin bütün kitaplarını en kısa zamanda okumak istiyorum. Ama peş peşe okuyup bu serüveni kısa tutmaya niyetli değilim bilesiniz! Bu kitabını da birkaç blogger'ın sayfasında görmüş ve merak etmiştim. Bakalım anlatıldığı kadar var mıymış?. Gerçi şüphem yok ama...

Ungenach - Thomas Bernhard : Bu kitabı ve yazarı nasıl&ne zaman fark ettim inanın bilmiyorum. Uzun zamandır farklı tarzlardaki kitapları okumak istiyordum. Anlatı türündeki bu kitabı da fark edince hemen almak istedim. YKY de güvendiğim yayın evlerinden biridir, kötü bir kitap olmadığına işte bu yüzden eminim. Hem kötü olsa ne yazar, 80 sayfalık bir kitabı okumakla bir şey kaybedeceğimi düşünmüyorum.

Başka Zaman Kütüphaneleri - Zoran Zivkovic :  Daha önce de söylemiştim, kitaplardan çok sevdiğim bir şey varsa o da kitapları anlatan kitaplardır diye. İşte bu da onlardan biri. Listedeki diğer kitaplar gibi buna olan beklentim de yüksek. Bakalım ne olacak...

Gözyaşları ve Azizler - Emil Michel Cioran : Son olarak başka bir Jaguar kitabı daha. Yine değişik bir tür, farklı bir kitap. Jaguar daha da hızlanıp çabucak yeni kitaplar çıkartmazsa, kitaplığıma eklenmek üzere 22 tane daha kitapları kaldı.

** An itibari ile sipariş ettiğim bir kitabın gelmediğini fark ettim ve büyük bir korku yaşadım. Meğer kitabım henüz temin edilememiş.. Umarım 'Soran Olursa Öğretmenim Demeyin' adlı kitap da bir an önce gelir ve onu da okurum ^^

Sizin içlerinde okuduğunuz ya da okumak istediğiniz kitaplar var mı merak ediyorum doğrusu. Ben listemden oldukça memnunum, ama siz ne düşünüyorsunuz?..

28 Kasım 2015 Cumartesi

Yorum: Dava (Franz Kafka)


Başlık: Dava
Yazar: Franz Kafka
Sayfa: 320
Yayınevi: AltınPost Yayıncılık

Ve sonunda bir Kafka kitabı daha bitirdim ama nasıl bitirmekti bu işte onu şimdi anlatacağım...

Daha önce Kafka'nın Dönüşüm'ünü okumuş çok sevmiş ama Aforizmalar'ını okuyup kendisinden deyimi yerindeyse nefret etme eşiğine gelmiştim. Ama düşündüm taşındım ve kendisine bir şan daha vermeye karar verdim (kim oluyorsam!). Başladım Dava'yı okumaya. Açıkçası son zamanlara okuduğum kitapları bir türlü bitirememem göz önüne alınırsa bunu bir hafta kadar kısa! bir sürede bitirmem aslında şaşırtıcı çünkü kitaptan pek bir şey anlamadım. Yani anlayacağınız kitap oldukça akıcıydı.

Kafka'nın karamsarlığı meşhur biliyorum ama bu kitap benim sadece içimi karartmadı aynı zamanda kafamı çok karıştırdı. Aslında buna pek karıştırmak da denemez zira kafamın içi boş gibiydi, kitaptan pek bir şey anlamadım. 

Keşke diyorum, kitabı okumaya başlamadan önce hakkında bir araştırma yapsaymışım çünkü sonradan yaptığım bir araştırmaya göre Kafka her zaman olduğu gibi derin konulara değinmiş. 

Ben de aslında bu yazıyı kitabı yorumlamaktan ziyade kitabı okumayı düşünenlere bir tavsiyede bulunmak üzere yazdım. Siz siz olun kitabı okumadan önce bir araştırma yapın ^^ 

Keyifli okumalar...


Bibliomaniacs Puanı:


23 Kasım 2015 Pazartesi

Yorum: Gün Olur Asra Bedel & Cengiz Han'a Küsen Bulut



Başlık 1 : Gün olur asra bedel
Sayfa : 426
Başlık 2 : Cengüz han'a küsen bulut
Sayfa : 113
Yazar : Cengiz Aytmatov
Yayınevi : Ötüken Neşriyat

Merhaba kitapkurtları, malesef tam bir hayal kırıklığıyla karşınızdayım. Cengiz Aytmatov'a okuduğum kitapları sonrası oluşan hayranlığım malum o yüzden gözümde çok büyüterek okumaya başlamış olabilirim, bilemiyorum. yazarın her kitabını okumak istemiştim de gün olur asra bedele içim hiç ısınmamıştı fakat taa 1 yıl önce cengiz hana küsen bulutu duyduğumda alıp okumayı çok istemiştim ve de sipariş verirken cengiz han'a küsen bulutun gün olur asra bedelin devamı olduğunu öğrendiğimde ee peki madem o kitabı da okuyayım dedim ama ben yine de çok beğeneceğimi düşünerek başladım kitapların ikisine de hatta ilk kitabı beğenmeyince yok yok 2. çok iyidir diyerek avuttum kendimi. Gerçekten eğer ben kitabı anlamadıysam affola.

Gün olur asra bedel 2 hikayenin birleşimi. Kitapta 2 ayrı hikaye var fakat sonunda birleşiyorlar. Kitaba baktığımızda 2 önemli mesaj barındırıyor. 1. siyasi amaçlar yüzünden masum insanların hayatının kararması ve 2. insani değerlerin hiçe sayılması. 2 mesaj da çok değerli ama kitap yaklaşık 500 sayfa ve beni aralarda çokça bunalttı ve de 2 ayrı hikaye de bence çok zorlama olmuş, yazılmak için yazılmışçasına. 

Şunu belirtmeliyim ki bence Cengiz Aytmatov konular arası geçişi en iyi yapan yazarlardan. Bir adamdan bahsederken farkli bir konuya öyle yumuşak geçiyor ki o konu değişimini fark edemiyorsunuz bile. Bu kitapta da bunu çokça görebiliyoruz.

Cengiz Han'a küsen bulut ise bambaşka bir hikaye aslında ama devamı gibi yazılmış . Gün olur asra bedel de ki bir karakterin yazdığı bir hikaye anlatılıyor bu kitapta. Eğer bu kitapta beni rahatsız eden şeylerden bahsedersem spoiler vermiş olurum o yüzden hiç girmeyeyim oralara. Bu iki kitabı da çok fazla beklentiye düşmeden okursanız benim kadar hayal kırıklığına düşmezsiniz diye düşünüyorum. Şimdiden iyi okumalar.




Bibliomaniacs Puanı:



27 Ekim 2015 Salı

Yorum: Bir Değirmendir Bu Dünya




Başlık: Bir Değirmendir Bu Dünya
Yazar: Cahit Zarifoğlu
Sayfa: 269
Yayınevi: Beyan Yayınları

Bu fotoğrafı 5 ay önce çekmişim ama yorum yazmayı bir yana bırakın ne yazık ki kitabı bile okumak bir türlü kısmet olmadı. Ama her zaman derim ya, her şeyin bir zamanı var diye. İşte ben de Bir Değirmendir Bu Dünya'yı -geç olsa da - zamanında okuduğumu düşünüyorum. Özellikle hayatımın hangi çizgi doğrultusunda ilerleyeceğini bilemediğim bir anda bana farklı bir bakış açısı kazandıran bir kitap oldu.


Zarifoğlu'nun kalemi keskin, tam da benim sevdiğim gibi. İnsan okurken bazen boğuluyormuş gibi hissediyor ama sonrasında kendini o çıkmazdan bir şekilde kurtarmayı başarıyor. Açıkçası ben gerçeklerin yüzüme vurulmasını sevdiğim için bu kitabı ayrı bir beğendim. Kendisinin okuduğum ikinci kitabı, şu an da bir şiir kitabını okuyorum ama en sevdiğim kitap hiç şüphesi Bir Değirmendir Bu Dünya oldu. Yazar/şair biraz karmaşık yazıyor, anlaması zor. Anlatmak istediklerini anlayan gerçekten kaç kişi var bilmiyorum ama o anlaşılmazlık bir hoş geliyor insana. 



Kendisinin kitaplarını okumak isteyene Bir Değirmendir Bu Dünya kitabını okuyarak başlamalarını tavsiye ederim. Diğerlerine göre kısmen daha basit bir dili var ama tabi içeriği oldukça ağır. 



Bir sonraki yazım ne zamana gelir bilmiyorum, ama kitap okumayı çok özledim. Sanırım önümüzdeki sene için ince kitaplar seçeceğim. Zira okumaya fırsat bulamıyorum bir türlü. 



Satın almak için tık tık...


Bibliomaniacs Puanı:

13 Ekim 2015 Salı

Yorum: Ağır Misafir


Başlık: Ağır Misafir
Yazar: İbrahim Tenekeci
Yayınevi: Profil
Sayfa: 72


Bu sayfayı açınca fark ettim uzun zamandır blog'a yazı yazmadığımı, özlemişim bu duyguyu ^^
Önceki yazımda taşındığımı ama kalacak yerimin olmadığını söylemiştim, neyse ki gelir gelmez hemen bir daire bulduk ve paldır küldür taşındık. Her şey çok güzel, tek sorun okuma köşesi yapacak pek geniş bir alanımın olmaması. Ama mutlaka bir şeyler ayarlamaya çalışacağım. Henüz kitaplığım bile yok, önce onu halledelim inşallah sonra arkası gelecek ^^ Küçük alanlar için kitap okuma köşesi fikirleri olan varsa hemen yorum alayım, buna çok ihtiyacım var! 

Neyse bu fazlı geçelim ve gelelim kitaba. Aslında buraya geldiğimden beri hiç kitap bitiremedim. Çok yoğun bir süreç geçiriyorum. Öğretmen klavuz kitaplarını okumak sayılıyorsa kitap okuyorum diyebilirim onun dışında pek kitap okuyabildiğim söylenemez. Ağır Misafir'i de zaten buraya gelirken yolda bitirmiştim, yorum yazmak şimdiye kısmetmiş. 

Şiir okumayı sevmeyen bir insanım, daha önce bundan bahsettim mi hatırlamıyorum ama durum bu! Bir süre önce deli gibi Bibliyofil programını izliyordum, ve her bölümde yazarın ilk 10 kitabı kısmından  gözüme kestirdiğim kitapları goodreads okuma listeme alıyordum. Hatta bunun için özel bir liste bile oluşturdum. Özellikle önümüzdeki sene bu kitaplara yoğunlaşmak istediğimi şimdiden söylemeliyim. Belki bir maraton da bunların üzerine yaparız kim bilir ^^ İşte listenin şimdiki hali: BibliyofiListesi. Umarım listedeki tüm kitapları en kısa sürede bitiririm. Konumuza dönecek olursak (uzun zamandır burada olmayınca yazmayı özlemişim mazur görün), Ağır Misafir hem o kitaplardan biriydi hem de yazarı İbrahim Tenekeci programın konuklarındandı. İbrahim Tenekeci'nin konuk olduğu bölümü izlemeden önce kitabı zaten listeme almıştım ama satın almam kendisinin olduğu bölümü izledikten hemen sonra oldu. Neden bilmiyorum ama hemen kitabı okumak istedim. İyi ki de almışım diyorum şimdi. Şiir sevmeyen biri olarak tüm şiirleri çok sevdim. Hepsi hayattan, hepsi beni etkileyen şiirler oldu. 

Lafı uzatmayıp beğendiğim bir iki mısrayı sizinle paylaşmak istiyorum:

*İnsan olmanın verdiği güzellik
Soluyor durmadan, bir bak 
(Sayfa 17)

*Sadece birini okudum ama
Dört kitapta yeri var; insan ölümlü

Ey ölüm, lafını unutma...
(sayfa 25)


*Şimdi buradaydı, nerede ömür?
Geldik gidiyoruz, kuru teşekkür...
(sayfa 30)

*Zor mudur, zordur, ilk günlerde
Doyamamışken kendine bile
Atılmak, bir adım ileriye...
(sayfa 45)



Bibliomaniacss Puanı:


8 Ekim 2015 Perşembe

Yorum : İstanbulcunun Sandığı


Başlık: İstanbulcunun Sandığı
Yazar: İskender Pala
Yayınevi: Kapı Yayınları
Sayfa: 189

Merhaba kitap kurtları.  Çooook uzun bir aradan sonra nihayetinde bilgisayarımın başına oturup yorum yazabiliyorum. Bu kitabın fotoğrafını çekeli belki de 3 ay oldu, düşünün taaa 3 ay öncesinde ben kitabı bitirip yorum yazmaya bile niyetlenmişim. Aslında bu kadar ara sonrasında bir kitaba yorum yazmayı çok sağlıklı bulmasam da bu kitabın yorumu blog'da olmadan olmaz dedim ve kısa da olsa bahsetmeye karar verdim. 

Bu kitaba hayranlığımın birçok sebebi var; sebeplerin arasında öncelikle yazarı geliyor yani ben İskender Pala kitabı okumayınca bu üslubu özleyenlerdenim o yüzden kitabın ilk sayfasını okumaya başladığımda derin bir huzur kapladı içimi. Sonrasıysa kapak tasarımı ki bence İskender Pala kitapları arasında en iyi kapak tasarımlarından biri ve son olarak da kitabın konusu. İstanbulda doğup büyümenin verdiği bir merak mı yoksa tarihe olan aşkımdan dolayı mı bilmem, ben İstanbul sokaklarında gezerken her zaman eskileri düşünüp Osmanlı'nın bu sokaklarda nasıl yaşadığını hayal etmeye çalışırım ve bu kitap beni o sokaklara götürdü. Her bir noktasının tarih koktuğu güzel İstanbul'u daha iyi anlamamı sağladı. Herşey var bu kitapta yani tek bir konu üzerine gitmemiş.Haliçten Kağıthaneden de bahsetmiş İstanbulun ayyaşlarını da anlatmış. Bütün bölümleri ben pür dikkat okudum ve çok şey öğrendim. Ama en çok 2 bölümü çok sevdim. Biri Hatıra-ı İstanbul. Bu bölümde benim en çok üzüldüğüm konuya değinmiş yazar. Kitaptan aldığım bu paragraf ne demek istediğimi açıklayacaktır.

Zaman ile yarışan çılgın bir kentleşme azgınlığı. Eski İstanbul'dan alıp götüren köşkü, yalıyı, sarayı ve silip süpüren binlerce zarif hatırayı... Yazık... çok yazık.... Bu şehrin şekli bir faninin kalbinden daha çabuk değişiyor... Yazık... çok yazık ...İstanbul'un artık gül mü örtelim üstüne ; hüzün mü?
 İstikbal mi ağlasın halimize, yoksa dün mü?

2. en beğendiğim nokta ise en son bölüm yani yazarın İstanbul'a gelişinin ilk gününü anlatması. Kendisi için İstanbul'un ne demek olduğunu anlatmiştır ve inanılmaz keyifle okuduğum bir bölümdür. Ben bu kitabı çok beğendim ve çok fazla not almama rağmen hatırlayamadığım şeyler olucağı için  tekrar okumayı kesinlikle düşünüyorum.

Bugün İstanbul benim için ekmek kadar, fikir kadar, iman kadar azizdir. Her bir rengi, her bir deseni, her bir tavrı ve edasıyla şehr-i azizdir. Yahya Kemal konuşur gibi;

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul 
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiç bir yer
Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Satın almak için tık tık...
                                         
                                                 Bibliomaniacs Puanı:

                                                   



26 Eylül 2015 Cumartesi

Taşınırken Yanıma Hangi Kitapları Alıyorum ?


Daha önceki yazılarımda Kpss'ye hazırlandığımdan bahsetmiştim. Çok şükür daha ilk seneden atandım. Her şey çok hızlı ilerliyor, henüz kendime kalacak bir daire kiralayamadım, bavulumu da hazırlamadım ama yanımda getireceğim kitaplarımı belirledim. Umarım hepsini bavula sığdırabileceğim yoksa kol çantamda ya da başka bir şekilde taşımayı planlıyorum. Zaten o kadar kitaptan 13'e inmişim sayıyı daha da azaltamam.

Bir Geyşanın Anıları - Arthur Golden :Bu kitabı ne zaman aldım inanın hatırlamıyorum ama hala okuma isteğim var. Tek sorun beklentimin gün geçtikçe artması ve hayalkırıklığına uğrayacağım korkusu. Umarım korktuğum gibi olmaz. 

A Tale of Two Cities - Charles Dickens : İki Şehrin Hikayesi'ni üniversite bitmeden okumaya başlamıştım, mezun oldum hatta artık resmen bir öğretmenim ama kitap henüz bitmedi ^^ İçerik ağır, anlatım karışık, acaba çevirisini de alıp birlikte mi okusam diye düşünmüyor değilim. Okuyanlarınız varsa tavsiyelerinizi mutlaka bekliyorum.Sanırım Timaş Yayınları'nın çevirisi var, acaba nasıl, güzel mi ?..

Gün Olur Asra Bedel - Cengiz Aytmatov : Aytmatov'u okumaya teyzemin zoruyla başlamışım, iyi ki de okumam için diretmiş. Şimdiye kadar okuduklarım: Elveda Gülsarı, Cemile, Yüz Yüze, Oğulla Görüşme, Askerin Oğlu, Beyaz Gemi. En sevdiklerim Elveda Gülsarı ile Beyaz Gemi oldu, hatta şu an onları bir kez daha okuyasım geldi. Aytmatov'un kalemi mükemmel, eminim Gün Olur Asra Bedel'i de çok seveceğim.

Bizi Ayıran Nehir: Norman Maclean: Bu kitabı sanırım geçen yıl Kocaeli Kitap Fuarı'ndan almıştım. Daha önce adını bile duymamış olmama rağmen Can Yayınları'ndan ne olursa okurum diyerek satın aldığımı hatırlıyorum. Sanırım Brad Pitt'in başrollerinde olduğu film versiyonu da mevcut. Kitabı seversem filmini de izlemek isterim. Kim bilir belki ikisi bir arada bir yorum da gelir ^^

Ramses/Işığın Oğlu - Christian Jacq: Bu seriyi okuma kararımı şu an adını hatırlamadığım bir blog yazısını okuduktan sonra karar vermiştim. Üzerinden hayli zaman geçti ama bendeniz henüz ilk kitabı bile okuyamadım. İnşallah çok yoğun bir dönem olmaz ve bu yazıdaki tüm kitaplar gibi bunu da bir an önce okumaya başlarım. 

Bülbülün Kırk Şarkısı - İskender Pala: Bir önceki yazımda bu kitaptan zaten bahsetmiştim. Ama yine kısaca bu kitaplar ilgili beni heyecanlandıran şeyleri sıralayayım. 1.Peygamber Efendimiz ile ilgili olması. 2. Tasarımı 3. Sayfa düzeni 4. Bülbülün dilinden anlatılıyor olması 5. Mavi 6. Kapağının üzerinde adımın geçmesi (ismim çok sık rastlanan bir isim değildir, ondan bu coşkum ) 7. İSKENDER PALA

The Murders in the Rue Morgue and Other Tales - E. Allan Poe: Bu kitap da geçen senenin ganimetlerinden. Okunacak kitaplar listemde olmasına aldanmayın, üniversitede birkaç hikayesini okumuştuk, kitabı satın aldıktan sonra da okumadıklarımı içinden seçip okudum ama içinde okumadığım hikayeler kaldı. Okumuş olsaydım da bu kitabı  yanıma alırdım zira Poe hikayeleri okumaktan kim bıkar ki ^^

Dava - Franz Kafka: Kafka'nın Dönüşüm'üne bayılmış, Aforizmalar'ından nefret etmiştim. Ama Dönüşüm hatırına kendisinin diğer kitaplarını da okumak istediğim için bu sene kitap fuarından aldığım Dava'yı da yanımda götürüyorum. Bir de kitap o kadar hafif ki yanıma almazsam olmazdı.

Ağır Misafir - İbrahim Tenekeci
ve
İşaret Çocukları - Cahit Zarifoğlu 

Bunlar da yol arkadaşlarım, çevir çevirir okurum artık ^^

Şeftali Kokan Bir Yaz - Jodi Lynn Anderson: Son kitaplarımdan biri. Sırf bana yazı ve evimi hatırlatsın diye yanıma alıyorum. Evimi özledikçe koklarım artık ^^

Bir de fotoğrafta olmayan ama bir süre önce okumaya başladığım Aşkname (İskender Pala) ve Rebecca (Daphne Du Maurier) var, yolculuk sırasınca okuyacağım asıl kitaplar bunlar. Umarım fire vermeden hepsini götürebilirim.  

İçlerinde çok sevdikleriniz varsa söyleyin, sevmediklerinizi söylemeyin sonra neden yanıma aldım diye hayıflanmayayım ^^

23 Eylül 2015 Çarşamba

Eylül Ayı Kitap Alışverişi


Uzun zamandır kitap alışverişimi paylaşmadığımı fark ettim. Her ne kadar son zamanlarda günlerim oldukça yoğun geçse de bugün azmettim ve hem bu yazıyı hem de başka blog yazılarını yazmaya karar verdim. 

Daha önceki blog yazılarımda kendime bir sınır koyduğumu ve kitaplığımdan 10 kitap okumadan yeni kitap almayacağımdan bahsetmiştim. İlginçtir ki bu konuda hiç beklemediğim bir şekilde başarılı oldum. Fuardan beri 30 kitap, belki de fazlasını, bitirdim. Ama bu alışveriş haricinde sadece 1 kez kitap sipariş ettim. Aslında yeni kitap almayacaktım ama taşınmadan önce kendime şöyle bir güzellik yapayım dedim ve bu birbirinden harika 4 kitabı satın aldım.

Jodi Lynn Anderson - Şeftali Kokan Bir Yaz: Açık konuşacağım, bu kitabı sırf tasarımının güzelliği için aldım -DR indirimi de cabası-. Anlayacağınız sosyal medyadaki Şeftali Kokan Bir Yaz furyasına ben de katılmış oldum. Tabii ben işimi sağlama aldım, güvendiğim birkaç kişinin goodreads puanlarını kontrol etmeden siparişimi vermedim. Umuyorum kitabın içeriği, tasarımı ve kokusu gibi muhteşemdir.

Cahit Zarifoğlu - İşaret Çocukları: Bu kitabı Bir Değirmendir Bu Dünya'yı okur okumaz sipariş ettim. Hazır Zarifoğlu modumdayken yeni bir kitabını okuyayım dedim. Hem de bir umut şiir okumayı sevdirir diye düşündüm.

İbrahim Tenekeci - Ağır Misafir: Bibliyofil programını izleyenleriniz olmuşsa hem İbrahim Tenekeci'den hem de Ağır Misafir adlı şiir kitabından sıkça bahsedildiğini fark etmişsinizdir. Ama benim kitabı alma isteğim İbrahim Tenekeci'nin konuk olduğu programı izledikten sonra geldi. Bir kısmını okudum bile ama gerisini bu pazar günü yapacağım ,inşallah, 8 saatlik yolculuğa saklıyorum. 

İskender Pala - Bülbülün Kırk Şarkısı: Blogumuzu biraz olsun okuduysanız İskender Pala'yı ne kadar sevdiğimizi bilirsiniz. Betül kitabı zaten okumuş, hatta yorum da yazmıştı ama benim için kitabı kendime almak biraz uzun sürdü. DR'ın bu kitabın ciltli versiyonuna yaptığı %50'lik indirimi görünce de dayanamadım sipariş ettim. Betül'ün de yorumundan sonra kitap ile ilgili hiçbir şüphem yok ama inşallah doğru zamanda okurum diyorum ^^

En kısa zamanda kitapları okuyup, yorumlarıyla dönmek üzere... 


18 Eylül 2015 Cuma

Top 5 Cuma - Okumadığıma İnanamıyorum!

Bu haftanın Top 5 Cuma listesi bir kitap kurdu olarak şimdiye kadar okumadığım için utanç duyduğum kitaplardan oluşmakta. Aslında bu biraz da kendimi dürtmek amaçlı oluşturulmuş bir liste diyebilirim. Ama kim bilir, belki bu liste yayınlanana kadar buradaki kitaplardan bazılarını okumuş olurum... 

#1 - 



#2 - 



#3 - 



#4 - 


#5 - 


İçlerinde 'mutlaka okumalısın' dedikleriniz varsa kitap siparişi vereceğim zaman onları da alırım. Önerilerinizi bekliyorum ^^

13 Eylül 2015 Pazar

Bu Hafta Neler Okudum? #2 / Bookbuddyathon

Genelde kitaplığımdaki okunacak kitapları görünce kendimce bir maraton oluşturup kitap okurum. Bu sefer başkasının oluşturduğu bir maratona katılma kararı aldım çünkü içeriğini çok sevdim. 

1- Kitap arkadaşına 3 kitap göster ve içlerinden seçtiği kitabı oku. (A Good Woman)
2- Seçtiğiniz bir kitabı birlikte okuyun.  (Uçan Sınıf)
3- Arkadaşının en sevdiği rengin üzerinde olduğu bir kitap oku. (Bir Değirmendir Bu Dünya)
4- Arkadaşının 5 puan verdiği bir kitabı oku. (Alice in Wonderland)
5-İstediğin herhangi bir kitabı oku.  (Timbuktu)

Hemen bir kitap arkadaşı belirleyip (ki hiç de zor olmadı, sevgili arkadaşlarım hep okur, çok okur ^^) bu maddelere uygun kitapları belirledim. Süre 1 hafta ve okunacak kitap sayısı 5 olduğu için çok güzel ve keyifli bir maraton oldu benim için. Eğer 7 gün 7 kitap olsaydı bu maratona katılmayı bile düşünmezdim. 



Maraton sürecinde ilk okuduğum kitap Timbuktu oldu. Ve her ne kadar hayvanların ana karakter olduğu kitapları okumayı sevmesem de bu kitabı oldukça sevdiğimi söyleyebilirim. Yazarın başka kitabını okur musunuz diye sorarsanız pek sanmıyorum, aslında bu soruya dün evet diyebilirdim ama bu maratona katıldığım arkadaşım yazarın Invisible adlı kitabını okudu ve çok sevmedi o yüzden ben de yazardan biraz soğudum ^^. Kitabı aslında ben seçmiştim ama işte...


İkinci kitap ise Uçan Sınıf. Bu kitap hem arkadaşımın hem de benim okunmamış kitaplarımız arasında tek ortak kitaptı. Yani başka kitap okuma şansımız yoktu ama iyi ki de yokmuş diyorum. İkimiz de bu kitaba bayıldık, ve iki adet öğretmen olarak her öğretmenin okumasını tavsiye ediyoruz. 
Biliyorum bu bir çocuk kitabı ama bunu kim demiş bilmiyorum, bence bu öğretmen kitabı. Birileri artık böyle bir tür oluşturmalı! 


Ve haftanın en kötü kitabı... Bana da hep nerde sevmediğim konu var şu son bir ayda hep onların olduğu kitaplar denk geldi. Kitabın kapağı güzel olması hemen birine vermiştim aslında ama...



Arkadaşımın 5 puan verdiği ve benim okumadığım kitaplarından biri Alice in Wonderland idi. Kitabı beğendim ama onun kadar olmadığı açık ^^ İkinci kitabı yakında okumayı planlıyorum çünkü herkes onu daha çok sevmiş gibi...


Ve sonunda Cahit Zarifoğlu'nun Bir Değirmendir Bu Dünya'sını bitirme şerefine nail oldum sevgili okurlar. Yaşamak kitabını sevdiğimi söylemiştim ama bunun benim için çok ayrı bir yeri var artık. Kesinlikle tam anlamıyla benlik bir kitaptı. Hemen yeni bir Zarifoğlu kitabı sipariş ettiğimi söylersem, kitabı ne kadar sevdiğimi anlarsınız sanıyorum ^^ 

Bir hafta da böyle bitti. Türkiye'den birileri de böyle bir maraton oluşturursa seve seve katılacağım.
Okunacak kitaplarımın çoğunu bu yaz okuyabildiğim için çok mutluyum, benim için yeni bir dönem başlamadan önce aynı hızla daha çok kitap okumak için can atıyorum. Nasılsa reading slump'a girmemenin formülünü çözmüş bulunuyorum! 






































6 Eylül 2015 Pazar

Yorum: Biz/We (Yevgeni Zamyatin)



Başlık: Biz/We
Yazar: Yevgeni Zamyatin
Yayınevi: İdefix
Sayfa: 256

Fotoğraftan da anlaşıldığı üzre düzgün bir kitap fotoğraf çekemeyecek kadar yorgun ve üşengeç bir haldeyim ama bu kitaba yapacağım yorumu da geciktirmek istemedim açıkçası.. Umarım aklımdakileri düzgün bir şekilde dile getirebilirim.

George Orwell'in en sevdiğim distopya kitabı olan 1984'ü (biliyorum defalarca kez söyledim bunu) Zamyatin'in Biz adlı kitabından esinlenilerek yazıldığını öğrenir öğrenmez bu kitabı okumak istemiştim. Uzun zaman önce almama rağmen bir türlü okumaya karar verememiştim. Aslında biraz zamanlamam konusunda pişmanım çünkü listemdeki diğer distopyaları okuduktan sonra bu kitaba şans vermiş olsaydım, kitabı daha iyi anlayacağımı düşünüyorum.

Biz; 1984, Cesur Yeni Dünya ya da Fahrenheit 451'e nazaran anlatımı çok daha farklı ve karmaşık bir kitap. Günlük şeklinde yazılmış ama eğer bu kitabın başında açık bir şekilde verilmese bu durum çok da anlaşılır değil. Aksine sanki kamera ya da ses kaydıymış gibi geldi bana çoğu zaman. Çünkü anlatıcının cümlelerinde eksik yerler var ve bu kitabın anlaşılırlığını biraz kısıtlıyor. Tabii kitabın belli bir kısmını bitirdikten sonra her şey daha da netleşmeye başlıyor. Okurken eskisi kadar zorlanmadığınızı görüyorsunuz. Kitabın bu farklı anlatım şekli her ne kadar kitabı anlamayı güçleştirse de ben bu yönünü çok sevdim. Hatta anlatıcı matematikçi olduğu için kullandığı matematiksel ifadeler okurken çoğu yerde beni rahatsız etse de, şimdi düşündüğümde bunun kitabı daha da özel kıldığını fark ettim diyebilirim. 

Biz'i okuduğum diğer distopya kitaplarına ya da filmlerine benzettim. Ya da onları Biz'e benzettim demek daha doğru bir tabir olur sanıyorum. Bu durum hoşuma da gitti. Ve diğer türlerin yazarlarına nazaran distopya yazarlarının aslında birbirlerini çok da tekrar etmediklerini fark ettim. Evet, belli başlı noktaları ortak ama aynı kurgu dünya etrafında dönmüyor olaylar. Bu oldukça sevindirici. Gerçi sayıları diğer türlere göre oldukça az elbet bunun da etkisi vardır ama ben her halükarda bu durumu çok seviyorum. 

Sonuç olarak Zamyatin'i hayalgücüne kesinlikle hayran kaldım ama benim favori distopya kitabım hala 1984. Diğerleri kötü olduğundan değil, zira daha çok kısa bir süre önce Cesur Yeni Dünya kitabını okuyan arkadaşım onu 1984'ten daha çok sevdiğini söyledi. Hepsi güzel kitaplar ve hepsi farklı kitlelere daha çok hitap ediyor. Eğer distopya seviyorsanız Biz'i de okumanızı şiddetle öneririm çünkü eminim hayata dair bakış açınızı değiştirecektir. Bir de bu kitapların insanları biraz da şüpheci yaptığını söylemekte de fayda var.

Not: İthaki'nin en sevdiğim kapak tasarımlarından biri : Biz. İthaki ailesi bir harika! Çevirileri de çok iyi. Özenli çalışmaları için teşekkür ediyorum onlara.


Bibliomaniacs Puanı: