Transparent White Star

Playlist

11 Ekim 2014 Cumartesi

Yorum: Boyalı Kuş



Başlık: Boyalı Kuş
Yazar: Jerzy Kosinski
Yayınevi: E Yayınları
Sayfa: 234

Aslında hakkında söyleyecek o kadar çok şey varken acaba hangisini söylesem, nasıl söylesem diye durup kara kara düşündüğüm kitaplardan biridir Boyalı Kuş. Emin olduğum tek bir şey var ki doğuştan boyalı bir kuş olan daha çocuk yaşta akıl almaz işkencelere maruz kalan bir insan evladının hikayesini anlatan bu kitabı okuduğunuzda siz de benim gibi uzunca bir süre etkisinden çıkamayacaksınız. 

Bu kitap hakkındaki yorumları okuduğumda oldukça hoşuma giden bir betimleme ile karşılaşmıştım. O dönemin Avrupa'sını sarışın Avrupa olarak adlandırmış bir blog yazarı ve bence oldukça de yerinde bir tabir olmuş. Sarışın Avrupa'da kara kaşlı ve kara gözlüysen hele de kendini savunamayacak kadar güçsüz ve küçüksen işin çok zor demektir hatta neredeyse hiç şansın yok demektir çünkü Alman askerlerinden tutun -ki onlara asker demek inanın hiç içimden gelmiyor- köylü erkeklere, kadınlara kadar hatta ve hatta çocuklara kadar herkes insanlıktan çıkmış durumdadır. Bunlar gerçekten insan mı, böyle şeyler mi olmuş yani diye kaç defa düşünüp durdum. Zamanında genç, yaşlı, kadın, erkek demeden sırf renkleri farklı diye insanlara o kadar eziyet etmişler ki benim yüreğim bu yazılanları okumaya nasıl el verdi hala şaşırıyorum. Sanıyorum olaylara yakından tanık olmadığım, kulağa sadece korkunç bir hikaye gibi geldiğinden kitabın sonunu getirebildim yoksa mümkün değil başaramazdım. Tüm bu yaşananların en büyük nedeninin inancın gittikçe yok olmasından kaynaklandığını düşünüyorum çünkü eğer siz de kitabı okursanız ya da çoktan okumuşsanız göreceksiniz/görmüşsünüzdür ki sonlarına doğru baş karakterin de inancında zedelenmeler oluyor ve işte o zaman sarışın Avrupa'nın masum bir çocuğu nasıl da bir canavara dönüştürdüğüne tanık oluyorsunuz ve bu durum öyle ürkütüyor ki insanı. Bir de tabi insanların var olduklarını sandıkları akıl sır ermez hurafeler var ki, 'o aklını neden kullanmıyorsun be adam, paslanacak neredeyse!' dedirtiyorlar insana.

Yazar bu kitap için kurgu demiş ama bence hiç de öyle değil zira eğer Kosinski'nin hayatını çok az da olsa araştırırsanız kitapta geçenler ile onun yaşadıkları arasında ne kadar da çok benzerlik olduğunu göreceksiniz, göreceksiniz ve daha da kötü olacaksınız. Bu durumun en başından beri farkında olan ben işte biraz da bu yüzden kitabı bitirmekte güçlük geçtim. 'Daha fazla devam edemeyeceğim' diyerek kaç defa okumayı bıraktığımı inanın sayamadım hele de otobüste kitap okumaya bayılan biri olarak bu kitabı en çok otobüste okurken kötü oldum, otobüs tutmaya başladı beni o derece kötüydü. Umarım sonlarına doğru bazı satırları okumadan geçtiğim için kimse kınamaz beni, elimde olan bir şey değildi sadece eski ben olarak kalmak istedim, bir kitabın hayatımda yıkıcı etkileri olmasını istemedim zira ben de bir insanım, benim de bazı sınırlarım var ve film izlerken değil ama kitap okurken olayların etkisinde çok fazla kalıyorum. 

Bu kitabı bitirdikten sonra söylediğim ilk şey 'çok şükür...' oldu, çok şükür inancımız var, çok şükür böylesine insanlık dışı muamelelere maruz bırakılmadık, çok şükür zor durumda kaldığımızda yardımımıza koşacak insanlar var... Sanırım bundan sonra, 'a, hayır o öyle bir şey yapmaz bu kadarı da insanlık dışı' gibi bir laf etmeyeceğim daha doğrusu edemeyeceğim çünkü basbayağı oluyormuş böyle şeyler, çünkü zulüm söz konusu olduğunda insanlar gerçekten de sınır neymiş bilmiyorlar. 

Not: Eğer çok fazla duygusal biriyseniz kapağının güzelliğine aldanıp da bu kitabı okumayın.



Bibliomaniacs Puanı:


Uygun Fiyat Listesi:

İdefix: 15 TL
DR: 15 TL
Babil: 15 TL
Okuoku: 14 TL





Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme