Transparent White Star

Playlist

21 Ağustos 2014 Perşembe

Yorum: Cinder (Lunar Chronicles #1)





Başlık: Cinder
Yazar: Marissa Meyer
Format: Epub



Gelecekte dahi hikaye 'Bir varmış bir yokmuş..' ile başlıyor.


Sanırım uzun zamandır yorumunu yazarken en çok heyecanlandığım kitaplardan biri Cinder. Aslında bu kitabı yeni okumadım, ilk defa böyle bir şey yapıyorum ve okumamın üzerinden 2 ay kadar bir zaman geçmiş olmasına rağmen bunu takmıyor ve yorumumu yazıyorum. Çünkü bu kitaba yorum yazmazsam ol-maz!

Bu kitabın adını daha önce duymadıysanız dahi kapak resminden de anlayabileceğiniz gibi kahramanımız Cinder-ella. Evet, yanlış görmüyorsunuz Külkedisi. Ama bu bildiğiniz Külkedisi değil. Bu Külkedisi bir cyborg. Kafalar karışmaya mı başladı ne ^^ 
Kitabın konusu gelecekte New Bejing'de geçiyor. -Kitabı çok sevmemin nedenlerinden biri de olayların Amerika'da değil Çin'de geçmesi. Yazar buradan gözüme girdi zaten. Bazen farklı olmak güzel oluyor. - Cinder yani yarı robot olan karakterimiz bir mekanikçi, bozuk robotik ne varsa kendisi bunları tamir konusunda tam bir usta hatta New Bejing'de ondan iyisi yok.. İşte Prens Kai ile tanışmaları da bu sayede oluyor. Ama o sıralarda kraliyetin de Prens Kai'nin de tek derdi etkisi altında oldukları ölümcül bir virüs tehlikesi. Bir de hazır ortalık karışmışken daha fazla beklemek istemeyen saldırgan bir Lunar/Ay halkı var. İşte gelecekteki Külkedisi masalı da böyle başlıyor.

Ben kitabı neden sevdim:
  • Öncelikle kahramanımız çocukluğumuzun masal kahramanlarından biri. Benim de en sevdiğim diyebilirim.
  • Bir diğer sebep, ben Cinder'ın cyborg olması fikrini sevdim hatta bayıldım! Zaten bilim-kurgu oldu mu her şeyi severim ben pek ayırt etmem ^^ (Bilim-kurgu demişken, Doctor Who özlemim mi depreşti sanki ne?.)
  • Ayrıca Cinder'ın biraz.. ımm.. bozuk -yarı robot bir insan için başka hangi kelimeyi seçebilirdim gerçekten bilemiyorum- olması gerçekten çok güzel. Yani neden illa ki harika bir karakter imajı çizsin ki. Ne demişler hatasız kul olmaz.. Neyse çizgimizden ayrılmıyor ve yorumumuza devam ediyoruz. 
  • Küçüklüğümden beri en sevdiğim bir diğer şey ise Ay Savaşçısı/Sailor Moon. Hatırlarsanız eğer oradaki kedinin adı Luna idi yani Ay.. Bu kitapta da Lunar/Ay insanları olması bana her defasında Ay Savaşçısı'nı hatırlatıyor ve bu durum çok hoşuma gidiyor ^^
  • Yazarın hikayeyi değiştirme şekline bayıldım. Çok iyi kurgulanmış bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çocukluğumuzun kahramanı gelecekte bir robot! Ah, ben bu fikre bayıldım. Tabi hikayede oldukça önemli bazı noktalar var ki ne olduklarını söylemeyeceğim, onlar ile ilgili çok fazla değişiklik yapmamış yazar. Yani bir yönden hikayeye sadık kalmış diyebiliriz. 
  • Ayrıca her defasında iyiler kötüleri yener lafları vs bu tarz şeyler artık çok klasik ve eskimiş kaçıyor. Bu noktada yazar çizginin dışına çıkmış, iyi de etmiş. Bir de iyilerin sarışın kötülerin esmer olma durumları artık insanı sıkıyor, yazar bunu da aşmış.. Sanırım ben yıllardır içimde ne tutuyorsam dışarı atıyorum hepsini şu anda :) 
  • Ve son olarak, Prens Kai... Tamam belki harika bir karakter olmayabilir, ya da durun harika mı yoksa? Neyse ne, Prens Kai'ye bayıldım. İsmi bile pek güzel Kai..Kai..Kai..Ka..K...k.. -Benden başka seveni de yok sanırım ^^ -
Bu kadar övdüğüm yeter biraz da çok hoşlanmadığım noktalardan bahsedeyim..

  • Öncelikle, her ne kadar kitabı 1 gecede bitirsem de ilk sayfalar biraz yavaş ilerliyordu. Ama kitap bir şekilde okuru kendine çekiyor ve devam etmesini sağlıyor neyse ki.
  • Çoğu kısım benim için çok da şaşırtıcı değildi, bu hikayenin aslında çok da değişik olmamasından mı kaynaklanıyor bilmiyorum ama mesela şu Lunar sırrı! En başından beri belliydi. Ups, spoiler'a giriyor buradan sonrası.. Susuyorum.
  • Kitabın sonu. Ciddi anlamda kafamı karıştırdı. Ben isterdim ki kitap Cinder'ın hikayesi ile sona ersin ama Cinder bu kitaptan hoop serinin ikinci kitabı olan Scarlet yani Kırmızı Başlıklı Kız'ın hikayesine atlayacak. Orada asıl kahraman Kırmızı Başlıklı Kız olduğuna göre.. Ben Cinder'ın hikayesi ile dolu dolu olan ve onunla biten tek bir kitabı okusaydım daha güzel olurdu. Gerçi henüz ikinci kitabı okumuş değilim ama naçizane fikrim böyle. Sonuçta kalem yazarın elinde, ne yazdıysa mecbur kabul edeceğiz. 
Woow, konu çok sevdiğiniz bir şey olunca işte yazdıkça yazıyor insan. Karşımda biri olsaydı kaç saat konuşurmuşum tek bir kitap hakkında hayal bile edemiyorum. 

Uzun lafın kısası ^^ Bu kitabı masalların modern versiyonlarını bkz. Once Upon a Time ve bilim-kurgu konulu romanları sevenlere öneriyorum. 

P.S: Bu kitabın filmi çekilmeli acilen!  
P.S2: Kİtabın Türkçe yayın hakları Artemis yayınlarındaymış ama henüz kitap basıldı mı emin değilim.



Bibliomaniacs Puanı:




2 yorum:

  1. hiç tarzım değil bu kitap dostum ama o kadar severek yazmışsın ki yorumu okuyasım geldi.:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Retelling olayına bayılıyorum ben ne yapabilirim ki :) Eh bir de bilim-kurgu oldu mu, ıhmmm missss.. tadından okunmaz ^^

      Sil