Transparent White Star

Playlist

24 Mayıs 2015 Pazar

Yorum : Bülbülün Kırk Şarkısı


Adı: Bülbülün Kırk Şarkısı
Yazarı: İskender Pala
Sayfa Sayısı: 578
Yayınevi: Kapı Yayınları

Musa'nın kavmi kendilerini "Allah'ın seçkinleri", İsa'nın milleti
de "Göğün oğulları" ilan ederek bozuncaya kadar Adem'in 
çocukları birbirlerini ezmeye başladılar. 

Kitap 600 sayfaya yakın olursa bir de altını çizecek çok fazla cümle varsa hangi birini sizinle paylaşayım diye kararsız kalmam çok normal. Yazımın nerelerine sıkıştırsam acaba o güzel cümleleri diye düşünüyorum. İyisi mi ben çok abartmıyım. 

Bu kitabı okuyalı hayli çok zaman oldu. Aslında kısacık bir sınav haftasında çabucak okuyup bitirdim fakat bir türlü yorum yazamadım. Doğrusu artık yorum yazmak bir yana dursun kitap bile okuyamıyorum. Kitap alışverişi yapmayı, oturup saatlerce kendimi kitaplarıma vermeyi nasıl özledim anlatamam. Neyse bu konulara girmeyeyim çünkü yaram çok derin saatlerce konuşabilirim. 

Kitabı uzun uzun ayrıntılı anlatmayacağım hele ki içerikten hiç bahsetmeyeceğim zaten tahmin edebiliyorsunuzdur. Şöyle kısaca sevdiğim ve sevmediğim yönlerinden bahsedeyim. İsminden de anlaşılacağı gibi kitap Peygamber Efendimize(sav) aşık bir bülbülün dilinden yazılmış ve her bölümün başında Efendimiz için yazılmış kısacık kasideler var- çok çok güzel olmuş. En sevdiğim noktaya gelirsek kitabın başında Hz. Yusuf'un köle pazarında satıldığı zaman fakir bir nenenin el emeği ördüğü iple ona talip olması var. Nene de biliyor alamayacağını ama diyor ki “Bilirim oğul, metaım herkesten aşağıdır amma gönül de Yusuf’u istiyor.Maksadım odur ki beni de onun talipleri listesine yazsınlar, ‘O da Yusuf’a müşteriydi’ desinler. Ben de müşteri olayım da, belki de alıveririm Buradan yazarımızın neden böyle bir kitap yazdığını çok daha iyi anlıyoruz ki iyi ki de yazmış. Zaten kitabın İskender Pala kaleminden olması alıp bir çırpıda okumak için yetiyor. Bence kitabın dili oldukça hafif hiç öyle Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk ya da Od gibi değil. Bir de Efendimiz hakkında yazılmış diğer kitaplar genellikle ya doğumundan ya da ebabil kuşlarının vakasından başlar. Bu kitapta öyle değil önce kısa bir İsa dönemi sonrasında taaaa Efendimizin dedesinin dedesinin dedesine kadar gitmiş çok kısa ama öz bir şekilde o soyun temizliği anlatılıyor. Aslında kitaba baktığımızda bir çoğumuzun bildiği olaylar bütünü, doğrusu tüm kitap boyunca yeni öğrendiğim bir veya iki şey oldu ama bu asla kitaptan sıkılmanıza sebep olmuyor hatta üslup o kadar güzel ki sonunu bildiğiniz şeyleri bile heyecanla okuyorsunuz. Sevmediğim nokta da tam bununla ilgili. Her bölümün başında bölümün içeriği hakkında küçük notlar var. Bu notları ben hiç sevmedim hatta okumadan geçtim hep çünkü notları okuduğumda bu bölüm bu konu hakkındaymış dedim ve heyecanım azaldı oysa ki Mihmandar da her şey bölüm sonunda belli oluyordu ve bölüm sonunu tahmin etmeye çalışmak daha da bir güzel oluyordu okur için. Tabi bu benim fikrim belki de bu küçük not olayını çok sevenler de olmuştur. 

İçim elvermiyor ama şunu da belirtmeliyim ki Mihmandar ve Od benim için hala İskender Pala kitaplarından en sevdiklerim listesinde ilk sırayı alıyor. Bir de yaz tatilinin gelmesi ile Bibliomaniac arkadaşımla birlikte size küçük bir sürprizimiz olacak. Biz bahsederken bile çok heyecanlanıyoruz^^

Biblimaniacs Puanı:



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme